16 Ekim 2012 Salı

Yorum Yok

Bayağı bir süredir içimi yiyen, bir türlü sindiremediğim bir şeyi kusacağım şimdi. İçten içe göğüs kafesimi kemirdi durdu zaten, ara ara aklıma geliyor, kafama takılıp keyfimi kaçırıyor.



Bir insana edeceğiniz en büyük hakaretlerden biridir cevap vermemek. Direkt olarak "Seni hiiiç sallamıyorum bile." demektir. O an vaktin yoksa sonradan bir cevap verir kusra bakma şöyleydi dersin. Yok eğer hiç uğraşmak istemiyorsan baştan savma bir cevapla geçiştirirsin. Hatta gıcık olduysan sevmiyorsan da terslersin, sert çıkarsın, hatta gerekliyse hakaret bile edersin ama yine de bir cevap verirsin. Yoksa o insanı kırarsın. İstediği kadar iri kocaman gözüksün, istediği kadar neşeli, uyumlu, umursamaz olsun, buna kırılır insan.

Bir insanı komple cevapsız bırakmak direkt olarak onurunu kırmaktır, bekletmektir, yapılabileceklerin en kötüsüdür. Mesela bu insan aynı gün içerisinde pek çok kez aramış, belki sonradan görünür diye mesajlar atmışken hiç umursamamak, sonrasında, günler haftalar sonra bile geri dönüş yapmamak, sonra da hiçbir şey olmamış gibi davranmak... Aynı tavrı tutarlı olarak çeşitli platformlarda sürdürmek... Tüm bunlara rağmen özür falan beklemeye gerek yok, sadece bir "ya o sırada şu vardı cevap veremedim" açıklaması yeterliyken bunu bile çok görmek...

Bir kere iki kereye tesadüftür, istemsizdir diye düşünürken, yine iyimser düşünmeye çalışırken bu olay devam ediyorsa, kazara iletişime geçmeyi başarınca da baştan savmalık, hatta satır arasında "zorlama" diye bir yanıt geliyorsa tüm bunların verdiği mesaj açık zaten. Daha zorlayıp gururu ayaklar altına almanın ve o kişiyi mutsuz etmenin gereği yok. Karakter gereği her şeyin hele hele böyle şeylerin sebebini merak ederim, niye böyle oldu, neden böyle yaptı diye içim içimi yer de, artık bu saatten sonra da sorulmaz... Tek parçası kaybolmuş puzzle gibi kalacak bu durum artık. Kaybolmuş demek de hata aslında, parçanın yeri de belli de, elektrik süpürgesi yutmuş, artık erişilmez diyelim. Zihni tırmalayıp hep merak ettirecek, cevabı olmayan ağır bir bilmece. Cevabı elbet vardır da, erişime kapalı. Geriye yapılacak tek şey bozuntuya vermemek...

Hiç yorum yok: