9 Ekim 2012 Salı

Hello World

Merhaba diyerek başlamak iyidir her zaman. Ne kadar sık kullanılırsa kullanılsın, samimiyetini kaybetmeyen sihirli nadir kelimelerden "Merhaba". "Neden İngilizce bu başlık?" derseniz, o da bir programcı espirisi. Malum, her bilgisayar mühendisine ilk yazdırılan koddur, bilgisayarda "Hello World" yazısı çıkartmak. Hoş, bilgisayar mühendisi de değilim ama, ucundan kıyısından biraz espiriden de faydalanmasam olmazdı.

Yıllardır, belki de 10 seneyi aşkın süredir kafamda olan, ama sürekli ertelediğim, kimi zaman vaktim olmadığı kimi zamansa, hatta çoğunluklaysa üşendiğim bir şeydi blog yazmak. Yıllar önce adresi de almama rağmen bir türlü başlayamamıştım, ama bugün bir şekilde o enerjiyi toplayabildim. Kafamda birikmiş, yazacak çok şey var aslında. Kimisi zamanla eriyip gitse de, ya da güncellğini yitirse de bir kısmı hala aklımda. Dolayısıyla ilk birkaç gün, hele ilk günler hevesiyle biraz bombardmana uğratabilirim blogu. Sonrası mı? İşte orası konusunda çekincelerim var. Ama şimdilik hedefim blogu olabildiğince sık güncellemek olacak.

Peki ne üzerine yazacağım? Aslında internette çok güzel sayısız blog gördüm. Bir kısmı genel olarak dışarı fikirlerini etrafa yaymak, hatta zaman zaman makineli tüfek gibi yaylım ateşi açmak için kullanıyor, bir kısmı aklına gelen her şeyi uzun uzun belirtiyor. Kimisi gezi veya tecrübelerini yansıtırken, kimisiyse belli bir alana (yemek, spor, finans, sinema vb.) yoğunlaşarak o konuda daha profesyönel bir bloga girişiyor. Kimisi birilerine sesini duyurup ulaşmak derdindeyken kimisi ise sadece yazıp içini dökmek istiyor. Hepsinin tadı, keyfi farklı. Ben sanırım aklıma geldikçe her konu hakkında yazacağım. Sürekli olarak fikirlerimi, tecrübelerimi, görüşlerimi paylaşacağım. Benim kişisel fikirlerimden çevredeki olaylara yorumlarıma, spordan sinemaya edabiyata, bilgisayar oyunlarından problemlerime kadar her konuda bir şeyler eklemek gibi bir planım var.

Konu aksini gerektirmedikçe (örneğin derinlemesine bir inceleme olmadıkça) öyle çok uzun yazmayı düşünmüyorum, uzun yazıların daha başlamadan önce gözü korkutup okuyucuyu yıldırdığının farkındayım. Ve genel olarak uzun yazmayı seven biri olarak yazıları kısaltmak da ayrı bir dert. Ama potansyel okuyucu için kolaylık adına bu kadarına katlanacağız artık. Gerçi daha ilk yazıdan uzattıkça uzattık, pek güvenilirlik kalmadı. Zaten bir süre sonra blog şekillenir, tarzını ve konseptini tutturur diye düşünüyorum. Artık elimizdeki koca taş yığınına ilk darbeleri vurmaya başlayalım, bakalım altından nasıl bir heykel çıkacak...

Hepiniz hoşgeldiniz.

Hiç yorum yok: