Koro halinde bağıran elli binden fazla kişinin uğultusunu delip geçen tiz düdük sesi kulaklarında yankılanırken hareketsiz bir şekilde boşalan çimleri izliyordu. yavaş adımlarla loş koridora doğru yönelmeden önce koridorda ilerleyen son kişi olmak için bilinçli olarak yavaş hareket ediyordu. Ama zaten pek hızlı ilerleyecek hali de kalmamıştı. Üzerindeki baskı ciğerlerini ezercesine göğsüne oturmuş, çoktan boğazını düğümlemişti. Sinirden ve çaresizlikten titreyen ellerini gizlemek için bir tanesini pahalı takım elbisesinin cebine sokuşturmuş, diğeriyle çenesini kavrayıp sıkmaya başlamıştı. O an yaşadıkları hiç beklenmedik bir şey değildi, ne kadar yetenekli ve zeki olursa olsun şansın her zaman yanında olmayacağını biliyordu. Elindeki genç oyunculardan kurulu, bütçesi ve taraftarı kısıtlı takımla yapabileceği her şeyi yapmış beklenenin çok üzerinde bir performans göstermişti bile, ve daha fazlasını istemek haksızlık olurdu. Hele ki karşısında o güne kadar 11 maç üstüste yenilgisiz gelen ülkenin en güçlü takımı varken... Bu sonuç pek çok kişinin kafasında çoktan belliydi bile. Ve tüm hayalperestliğine rağmen o da aradaki güç farkının farkındaydı. Ama yine de hiçbir şey onu bu güne tamamen hazırlayamazdı. Takımı yeşil sahadan o uğultu arasında yavaş ve moralsiz adımlarla soyunma odasına yönelirken kendi yüzünü görüp umutsuzlukları artmasın diye özellikle en geriden gelerek adımını koridora. İstediği her şeyi yapmasına rağmen takımının gücü bu kadara yetmişti, daha ilk yarıdan 2-0 gerideydi, ve en önemli oyuncusu, takımın yıldız 10 numarası daha ilk yarıyı tamamlayamadan sakatlanıp kenara gelmişti. Bu saatten sonra bir mucize gerekliydi. Kafasının içinde çarklar dönmeye, ihtimalleri sıralayıp ikinci yarıyı defalarca zihninde oynamaya başlamıştı bile. Ama her senaryonun sonu aynı şekilde bitiyor, bir sürprize yer bırakmıyordu. Titreyerek iç cebine giden, sigara arıyan sol elini geri çekti. Şu anda ne kadar isterse istesin yakacağı sigara tüm özgüvensizliğini ortaya serecekti, ve onun güçlü olmaya, en azından güçlü gözükmeye ihtiyacı vardı. Soyunma odasından gelen yüksek sesli konuşmalar içeride şiddetli bir tartışmanın alevlendiğini gösteriyordu. Muhtemelen oyuncular özellikle ardarda gelen bireysel hatalar sonucu yenen ikinci gol için birbirlerini suçluyorlardı. Kapının önünde bir süre bekleyerek tartışmanın yatışmasını bekledi. Hem böylece içeri girince ne söyleyeceğini düşünmek için de vakit kazanmış olacaktı. Kafasında ne kadar tartarsa tartsın kesin bir karar veremiyordu. Çok deneyimli bir teknik direktör değildi, ama bu işe başladığından beri ilk defa kendisini bu kadar çaresiz hissediyordu. Derken birden durdu. Elini kırlaşmaya başlamış saçlarının üzerinden geriye atıp omuzlarını dikleştirirken yüzüne hafif bir gülümseme yayıldı. Ne yapacağına karar vermişti. Madem dibe batacaktı, o halde en azından şanına yakışır bir şekilde, izleyen hiçkimsenin unutamayacağı bir şekilde olacaktı bu. Olur da bu sürprizi işe yararsa günlerce medyada "dahi teknik direktör" diye anılacağının, yok yenilgiyi perçinlerse de "nasıl saçmaladığına dair uçsuz bucaksız konuşulacağının farkındaydı. Çünkü futbolda tek gerçek, tek umursanan skordu. Artık geri dönüş yoktu, gülümsemesi yerini sırıtışa bırakırken kapıyı açarak içeri girdi. Birazdan söyleyeceklerine hiçbir oyuncusu inanamayacaktı.
Evvett! Bir Football Manager oyunu daha geliyor. Raflardaki yerini 2 Kasım'da alacak, ama ön siparişler çeşitli mağazaların internet sitelerinde çoktan açıldı. Her Türk erkeğinin uzman olduğu iki ana konudan biri (!) olan futbolu (diğeri de siyaset zaten) dilediği gibi yaşayabileceği, o bilgi kırıntılarından zafere giden bir kule inşa edeceği oyunun yeni versiyonunun çıkmasına artık sayılı günler var. Nihayet Galatasaray'ımızı, Fenerbahçe'mizi, Beşiktaş'ımızı şampiyonlar ligi şampiyonu yapabileceğiz, dünya devlerini ipe dizer gibi birbiri ardına hezimete uğratabileceğiz. Zaman egomuzu şişirme zamanıdır. İşler ters giderse zaten her zaman için Save/Load var :) Biliyorum, biliyorum, öyle tadı çıkmıyor, ben de kullanmıyorum zaten.
Her sene yenilenen, ve her seferinde tam "Lan adamlar ineği sağdıkça sağıyor, her sene bi kadro güncellemesiyle aynı oyunu kakalıyor bize. Bu sene almayacağım valla" derken yine 1-2 tane gönlümüzü çalan güzel yenilik ekleyerek yine bizi kandırıyor. Uykusuz vize dönemleri, işe geç kalmalar, kız arkadaşlardan ilgisizlik tripleri geri geliyor. Peki siz hayatınızı tekrar bu oyuna, daha doğrusu bu simülasyona adamaya hazır mısınız? Tekrar yıldız oyuncuların kaprisleriyle uğraşıp rakip kulüplerle oyuncu için didişmeye, maç sonrası kafanızda basın toplantısı diyalogları canlandırmaya, şampiyonluk garantilendikten sonra sahaya gençleri sürüp keyifle arkanıza yaslanmaya, sözleşmesi bitip boşa çıkmış oyuncuları istediğiniz fiyata yanaşana kadar boşta bekletip bir yandan da başka onlara yanaşan kulüp var mı diye paranoyakça her gün kontrol etmeye, kulüp başkanından "Patron 3-5 bişeyler at da adam alalım takıma, defans dökülüyo" diye transfer parası istemeye ve daha nicesine?
Yine hoş yenilikler ve son versiyonun üzerine gerekli düzeltmeler var, teker teker burada listelemeyeceğim. Ancak özellikle Türk oyunculara bir müjde, geçen sene Türkiye'den yeterli satış rakamına ulaşan ve korsana karşı savaşından galip ayrılmanın haklı gururunu yaşayan SI Games, bu sene oyuna Türkçe dil desteği eklediğini açıkladı. Böylece her sene oyun çıktıktan sonra aylarca Türkçe yama bekleyen büyük bir kitle artık gönüllü çevirmenlerin çeviriye zaman bulmasını beklemeyecek. Başlı başına bu bile oldukça hoş bir gelişme, sadece dil desteği olarak bir mutluluk değil, uluslararası bir oyun firmasının gözünde artık potansyel bir pazar olarak değer kazandığımızın göstergesi. Özellikle son dönemde Steam'in de çabasıyla oyunlarda orjinal kullanım artışı ve bedava oyunlardaki yüksek oyuncu sayısı pek çok oyun firması için Türkiye'yi aktif pazarlar arasında önemli bir yere soktu.
Oyundaki tek yenilik Türkçe desteği değil tabii ki, şöyle bir bakınca benim gibi İngilizce oynayanların da güzel eklemeler mevcut. Çıkış zamanı yaklaştıkça heyecanımızı da arttırıyor yine Football Manager. 2 Kasım'a kadar acil işlerinizi bitirin, sonrasında bir süre etrafta gözükmeyebilirsiniz ;)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder