Birkaç gün önce nette gezinirken denk geldim bu resme. Snoopy'nin çizgifilmine ucundan yetişmiş nesilden olduğum doğru. Ama bu resmin beni bu kadar etkilemesinin sebebi Snoopy ya da nostalji değil, verdiği o his. Fazla söze de gerek yok aslında, her şey resimde çok net ve güzel şekilde anlatılıyor. Tüm hissiyatım, tüm o daralma, tüm o iş dünyası şoku... Ben tek kelime etmeden söyleyeceğim her şeyi o resimde bulabilirsiniz.
Okul sonrası iş dünyasına giriş üzerine tez yazılabilecek kapsamda bir psikolojik şok zaten. Muhtemelen yazılmıştır da. Her gün sabahın köründe kalkmak, o gün yine aynı monotonlukta aynı şeyleri yapacağını bilerek uyanmak, ve akşam nefes alacak fırsatı bulduğunda günün çoktan bittiğini farketmek, hobilerine, zevklerine vakit ayıramamak kolay kolay alışılabilecek bir durum değil zaten. Ancak bundan daha fenası ileriye bakıp onyıllar boyunca bunun bu şekilde devam edeceğini görmek, tüm hayatının elinden alındığı hissi, ve kıymete binen sayılı izin günleri. Ve hatta ileri baktığın gibi arada bir geriye bakmak, çalışmaya başladığından beri aradan ne kadar zaman geçtiğini farketmek, ve zamanın ne kadar hızlı aktığını, yaşamın altından nasıl kaydığını görmek. Bundan sonra yaşayabileceğin hayat çok daha kısıtlı, ve çok da hızlı geçecek. Bu her gün tekrar tekrar yüzüne vuruluyor. "Çeyrek yaş krizi"nin (hayır ben uydurmadım, orta yaş krizi gibi bu da var literatürde) en temel taşlardan biri bu.Zamanla biraz alışılsa da en azından ben aradan yıl(lar) bazında süre geçmesine rağmen kolay kolay atlatamayacağım gibi gözüküyor. Zamanında büyükler boşa söylememişler "Üniversitenin kıymetini bilin." diye. O kadar eksik, o kadar az yaşamışız ki, harcamışız gibi geliyor şimdi bakınca. Ve artık piyangoyu tutturmadıkça bunun geri dönüşü de yok.
İşte tüm bu yoğunluğu tek başına bir resim anlatıyor. O üzgün önüne bakan ifade, takım elbise ve Snoopy'i bilenler için (artık hayal dünyasında kalan) o kulübesinin çatısında yatarak geçirdiği "eski" hayatı...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder