Daha önce Dredd yazımda saçlarımın erken beyazlamaya başladığından,
hatta daha 5 yaşında ilk beyaz telimi berberin nasıl kopartıp
gösterdiğinden bahsetmiştim. Daha koltukta bile traş olamayan, koltuğun kol koyma yerlerine konmuş bir tahtaya oturmakta olan ben o küçük dünyamda bir şok yaşadıysam o anı hala çok net hatırlıyorum. Öyle ya, her şeyden önce bir çocuk için mantık basit ve düzdür. O yaştaki mantıkta beyaz saç eşittir yaşlı insan. E o zaman bu nasıl olabilirdi?
Zamanla beyazların sayısı da arttı. Lisenin sonlarına doğru 5-10 tel olan ve ÖSS stresiyle hem sayısı artan hem de o psikolojiyle kafayı taktığım beyazlarım üniversitede de benimle beraberdi. Tek tük üç beş tel göze çarpıyordu öyle. Aslında dikkat etmedikçe ferkedilmiyordu bile ama, bu konuda nedense iyice obsesifleşen ben kafayı iyice takmıştım bu duruma. Son birkaç yıldır da daha rahatım, pek umursamıyorum. O arada farketmemişim bile, son 1-2 senede iyice kendilerini belli etmişler.
Geçen gün nereden gaza geldiysem yıllardır hafif uzun olan saçları kısacık kestirdim. O anda farkettim ki şakaklar kırlaşmaya bile başladı başlayacak. Dediğim gibi, artık bu konuda eskisi kadar takıntılı değilim. Ama yahu bari şekilli kırlaşsaydınız da bi George Clooney havası yakalasaydık...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder