Ülkecek siyaset yapmayı bilmiyoruz. Hayır, "Bağırıp çağırıp asarımlı keserimli konuşmayı siyaset görüyoruz." demeyeceğim, o tespitin ekmeği yeneli yıl oldu. Şu aralar çok moda olan "Onlar bilmiyor (daha ileri gidip onlar cahil, aptal vb. şeklinde abartanlar var), biz biliyoruz." diye görüşe göre ayrımcılık da yapmayacağım, seni beni osu busu yok, ülkecek bilmiyoruz. Şöyle 2 adım uzaklaşıp genel gidişata baksak zaten anlaşılıyor durum. Hele bu son yerel seçimlerden sonra daha da belli oldu.
Bu dünyada "elitist kesim"in sol merkez partiyi, işçi sınıfının sağ merkez partiyi desteklediği kaç ülke daha vardır? Başlı başına bu bile yeterli. Ama burada da bitmiyor. Son yerel seçimde çok daha komik bir tablo çıktı ortaya. Sol merkez parti, üstelik de başkentte, sağ uç partiyle özdeşleşmiş bir adayı kendine alıp aday gösteriyor. Sağ uçtan sol merkeze. Bu durumda kendi oylarını düşürmekle kalmayıp arttırıyor. İşin komiği sağ uç partinin karşı olduğu azınlıklar dahi siyasi görüşleri tamamen zıt olmasına rağmen "rakibi geleceğine bu gelsin." diyerek bu sağ uç görüşlü adama oy veriyorlar, buna karşılık bu adamın sağ uçtaki kendi seçmeniyse "Sol partiye oy vermem" diyerek ona oy vermek yerine tam onun en büyük rakibi olan sağ merkez partiye oy veriyorlar. Bu arada rakip partide de çok sayıda adayı beğenmeyen var, futbol kulübü tutar gibi tuttuklarından oyları değişmiyor ama "Ben buna oy atıyorum da umarım diğeri kazanır." diyorlar. Kafalar bayağı karışmış yani.
Seçim hilesiydi, rüşvetiydi, sandık çalmaktı, makarna dağıtmaktı zaten rezaletin alası tamam, ama o kepazelikler olmadan da gülünç durumdayız yani.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder